24 Kasım 2014 Pazartesi

BYT01 2014-2015 / "Müzik Dergisi"

Sevgili dostlar, bir müzik kültürü dergisi için logo, sayfa düzeni ve kapak çalışması yapacağız. 

Dergimiz belirli bir türe odaklanmayan, popüler müzik dergisi. Ancak dikkat popüler kültür değil, popüler müzik dergisi; bu bağlamda alternatif olarak adlandırılabilecek ancak müzik gündemi içerisinde kendine yer bulan türler de derginin konusu olabiliyor. Hedef kitlesini netleştirmek adına şunları söyleyebiliriz; bu derginin okurları yerli-yabancı konserleri takip eden, canlı müzik dinleyen, üniversite mezunu ya da öğrencisi ve aynı zamanda sadık birer Radyo Eksen, Joy FM, Zeplin, Virgin Radio dinleyicileri. 


Logo için fazla enerji harcamayın, doğru çalışan, kolay algılanan, yaratacağınız konsepte uygun bir tasarım yetecektir. Bunun dışında yapacağımız sayfa düzenleri ve kapak çalışmalarının detayları aşağıda. 


Derginin adı aşağıdaki seçeneklerden biri olacak; dilediğinizi seçebilirsiniz:

- STEREO
- GÜRÜLTÜ
- SHUFFLE

Projenin parçaları ise şöyle:

- İçindekiler (1 sayfa)
- Makale (Aşağıda göreceksiniz / 4-6 sayfa / sol sayfadan başlayacak!)
- Kapak (İki farklı sayı için)

ÖNEMLİ NOT: Tüm çalışma için kullanacağınız görselleri kendiniz bulacaksınız; görsel adeti ve kullanım şekli size kalmış. Çözünürlüğe dikkat!!


KULLANILACAK METİNLER:


----------------------------------------------------------
İçindekiler Sayfası:
----------------------------------------------------------

Derginin Künyesi (Herhangi bir süreli yayının künyesini kullanabilirsiniz)

• Lenny Kravitz: Yeni başlar gibi!
• KISA KISA
• YETENEK AVI
Wolfmother
• YENİ ÇIKAN ALBÜMLER
NATALIE IMBRUGLIA
SUGABABES
BREAKING BENJAMIN
• Ölmeden önce gidilmesi gereken festival: Sziget
• MANGA ödülü kaptı! Türk rock grubu Manga, MTV Avrupa Müzik Ödülleri töreninde "Avrupa'nın en iyi sanatçısı" seçildi.
• Benim Hikayem: Ayben Bu ayki konuğumuz Ayben; samimi bir dille çocukluğunu, ilk aşklarını ve okul hayatını bizlerle ile paylaştı.
• Bir Efsane: Mi Kubbesi 1997'de “Mi Kubbesi” adlı ilk albümünü çıkartan Nekropsi, 1998’deJimmy Page - Robert Plant konserinin konuk topluluğu oldu.
• KİTAP
''Kendimi Durduracak Değilim'' Uykusuz dergisinden tanıdığımız Fırat Budacı'yla dergide çıkan yazılarından derlediği ''Kendimi Durduracak Değilim'' adlı kitabının çıkması üzerine keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.
• SAHAFTAN
Nektar-Boston Tapes 1970
Cem Karaca/Dervişan-Yoksulluk Kader Olamaz 1977
• MYSPACE ALEMİ
• HIFI BULMACA


----------------------------------------------------------

Makale Sayfası:
----------------------------------------------------------

ÖLMEK İÇİN ÇOK ERKEN, YAŞAMAK İÇİN ÇOK GEÇ
Egosantrikrapsody

Jeff Buckley kendisi de başka bir efsane olan Tim Buckley ile Mary Guibert’in oğlu olarak 17 kasım 1966’da yolunu şaşırıp bizim dünyamızı kısa bir süreliğine aydınlatmış,1997’de bir nehirin sularına gömülüp çekip gitmiştir. İlk gitarını 5 yaşında çalmaya başlamış. Baba Tim Buckley olunca yetenek kaçınılmaz oluyor tabi. Babası 27’ler kulübüne katılana kadar onun soyadını kullanmamış. Ondan sonra babasının soyadını kullanmaya başlayarak ilk albümü olan Grace’i  çıkarmış; bu onun hayattayken çıkardığı ilk ve tek albüm.
Benim kendisiyle tanışmam şöyle oldu; büyük bir Coldplay fanı olarak baktık gördük ki en sevdiğimiz Coldplay parçalarından Shiver Jeff Buckley’in Grace adlı parçasından esinlenilerek yazılmış. Biz de kimdir nedir bu Jeff Buckley derken şarkılarını dinlerken bulduk kendimizi. Uzun zaman hiç dinlememiştim. Bir gün yağmurlu bir günde okul dönüşü yorgunluğu ile kafamı cama yaslamışım, yani tüm romantik ambiyans tamam kulalıkta birden bu adam “Forget Her” diyor. Şarkı bitince ben bildiğiniz anime karakterleri gibi oldum. Gözlerim kocaman açıldı, yorgunluk falan kalmadı birden. Bir iki derken eve gidene kadar yaklaşık on kere Forget Her’i dinledim. Sözlerine de dikkat ettikçe nasıl bir kadının Buckley’e bu sözleri yazdırdığını düşündüm. Hatta biz bile düşündük, nasıl bu kadar acı çekebilir insan, bu sözler nasıl bir halet-i ruhiyeden çıkar diye kafamızı meşgul etti. Herhalde kendisi de bu şarkı ile birlikte toplu intiharlar görüleceğini anlamış olacak ki hiçbir albümüne koymamış, ölümünden sonra yayınlanmış.
Grace’i  dinleyip ciğerleri dağlanmayacak ademoğlu bilmiyorum ya da isyan etmeyecek; hele de şarkının ortalarına doğru artık coşan Jeff Buckley’in sesiyle. Önce sanki bir mutluluk başlıyor şarkıyla yani melodi sanki mutlu bir şarkı başlayacakmış etkisi yaratıyor ama o inleyen sesi duyunca anlıyorsun ki bu şarkı başka. Bir daha asla peşini bırakmıyor insanın.Sözleri de adam akıllı dinlenince nereye düştüm yahu ben diyor insan. Kendisi bu şarkı için “this is about another dream, its about not feeling so bad about your own mortality when you have true love” diyor canlı performansta; varın siz anlayın gerisini. Hele bir de tüm bunlar yetmiyormuş gibi şarkının klibi ve bir de canlı performansı var ki akıllara ziyan. Aşk acısı falan yaşıyorsanız şu sıralar yukardaki şarkıdan da uzak durun derim ben.
Hollywood sağolsun her bulduğu filme koymuştur şarkıyı ama etkisi her daim baki. Bir de onlarca coverı vardır bu şarkının. Pek sevilir, sayılır, tutulur. Sözlere bakmayın ama o tüm neşeli hava dağılabilir. Melodiye odaklanın siz. Zevk verir. Biri Jeff Buckley’in şarkıları için demişti “hayatın küçük ama etkili mutluluklarından” diye altına imzamı atarım ben de.
Sanmayın Buckley hep ağlak şarkılar yazıyor, insanın içini gam keder bağlatıyor; kendisinin rockçı olduğunu gösterdiği daha doğrusu, ben hep romantik, içli delikanlı olacak değilim, hele bir gitarımı elime alayım arkadan davul ritimleri de gelsin, sesim de eşlik etsin siz de ölüp bitin dediği şarkıları da vardır.
Buckley, çok değerli cover’lara da imza atmış. Örneğin Leonard Cohen bestesi olan “Hallelujah”ı bir söyleşi vardır insan bir huzurla dolar bir anda ve her yerde hallelujah diye dolaşmaya başlarsınız. Leonard Cohen’in gücüne gitmesin ama sanırım Buckley’in yorumu daha bir lezzetli. Bir de kendisinin de çok sevdiği bir Edith Piaf şarkısı olan “Je n’en connais pas la fin”i cover’lamıştır. Bu şarkıyı da türk filmlerinin sevinçli anlarında duymanız olasıdır. Yine Jeff abi şarkıyı söylerken yeteneğini konuşturmuş.
Buckley aynı zamanda sufi müzikle de yakından ilgileniyormuş. Zorlu geçen gençlik yıllarından sonra depresyondan “benim Elvis’im” diye bahsettiği önemli qawwali icracısı Nusret Fateh Ali Khan sayesinde kurtulduğunu söyler. Qawwali müziği, Pakistan ve Hindistan çevresinde peygamber ve arkadaşlarına naat, mersiye, methiye okuyanlara verilen admış. Buckley, Nusret Fateh Ali Khan’ın “Yeh Yo Halka Saroor Hai”yi yorumlamış. Şarkının sözlerini internittine bulabilirsiniz. Tavsiyem, tüm bu harika performansları görmek için Live At Sin-e’yi izleyin.
Son zamanlarda hayatı ile ilgili çekilecek filmde kim oynacak tartışmaları vardı. Herkes gibi benim de gönlümden geçen James Franco’ydu. Kardeşi olsa bu kadar benzemezdi herhalde. Söylendiğine göre James Franco hali hazırda filmler çektiği için yoğun olduğunu öne sürerek oynamak istememiş. Keşke olumlu bir cevap verseymiş demekten kendimi alamıyorum!
Çekilecek filmin adı “Greetings From Tim Buckley”. Jeff Buckley’i Gossip Girl denen dizide Dan’i oynayan -pek sevdiğimi söyleyemeyeceğim- Penn Badgley oynayacakmış. Bir ara Alacakaranlık serilerinde oynayan Robert Pattinson tırtının oynayacağı söylentisinden sonra Penn Badgley’nin oynaması yüreğime su serpti. Film 2012’de vizyona girecek. Umarım aktör rolünün hakkını verir de biz hayal kırıklığına uğramadan ayrılırız filmden.
Sağlığında çıkardığı tek albüm olan Grace’in yanı sıra ölümünden sonra annesinin arkadaşlarının ve de plak şirketinin yardımıyla hazırlıklarının sürdürürken öldüğü Sketches For My Sweetheart The Drunk stüdyo albümü 1998’de çıktı. Bunun yanı sıra live konser performanslarını içeren dvdler, yeni şarkılar eklenerek çıkarılan albümleri de mevcut.
Bu bir makale değil de radyo programı olsaydı kapanışı Jeff Buckley ile ilgili bir şeyler bakarken keşfedip bayıldığım “Everebody Here Wants You” ile yapardım. Mümkünse yazıyı okuduktan sonra bu güzel şarkıyı sözlerini de bir yerlerden bulup bakarak dinleyin, tavsiye ederim. Esen kalın.


----------------------------------------------------------
Kolay gele!

22 Nisan 2013 Pazartesi

PROJE: ETKİNLİK AFİŞİ


Sevgili dostlar, tasarım kültürü ile ilgili seminer dizisi için tipografik bir afiş tasarlayacağız. Tasarlayacağımız afiş etkinlik programının detaylarını da içerecek, yani izleyiciler afişe bakarak hangi konuşmacının kim olduğunu ve ne zaman, nerede konuşacağını öğrenecek; dolayısıyla yapacağınız düzenleme aynı zamanda afişin görsel konseptini de oluşturacak; 
1- Afiş 50 x 70 cm/dik format olacak.
2- Çalışmaları
dilediğiniz renkleri kullanarak hazırlayabilirsiniz.
3- Çizgiler ve geometrik şekiller kullanabilirsiniz; ancak başka görsel öge kullanmak yok! (fotoğraf, illüstrasyon, desen, doku vs.)

AFİŞTE YER ALACAK BİLGİLER
--------------------------------------------------------


TASARIM KONUŞMALARI
7-10 Mayıs 2013
DEÜ DESEM Bordo Salon Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlük Binasi Alsancak İZMİR

Şükrü TERZİ 
7 Mayıs Salı / 16:00 
1994 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Tasarım bölümünü bitirdi. Mezun olduktar sonra İstanbul’da 10. KÖY reklam ajansında sanat yönetmeni olarak çalışmaya başladı. Devlet bursu ile 1996 yılında master yapmak üzere Amerika’nın New York şehrinde Pratt Institute’e yazıldı. Terzi, şu anda Marka Sanatı isimli kendi danışmanlık firmasında çeşitli markalara marka, strateji ve yaratıcı danışmanlık hizmeti vermektedir.

Murat CELEP
8 Mayıs Çarşamba / 16:00
Marmara Üniversitesi BYYO Radyo-TV bölümünden mezun oldu. Tasarımlarına; aralarında Novum, Etapes, Logolounge, noAH gibi yayınlar olmak üzere ABD, Almanya, Fransa, Japonya, G. Kore ve Çin’de çeşitli yayınlarda yer verildi. Kurumsal kimlik tasarımı, ambalaj tasarımı, kitap tasarımı alanlarında yoğunlaşan çalışmalarını 1997 yılından itibaren kurucu ortağı olduğu Deney Tasarım’da sürdürmektedir.

Çağrı ÇANKAYA 
9 Mayıs Perşembe / 16:00
Dokuz Eylül Üniversitesi Grafik Tasarım bölümünden mezun oldu. İstanbul’da çeşitli reklam ajanslarında çeşitli dünya markalarının reklam kampanyalarında sanat yönetmeni olarak çalıştı. İstanbul macerasından sonra hayalindeki yaşamın bu olmadığına karar vererek sadece tasarım gücünü kullanarak hayatta kalacağı “Designer On The Road” adlı dünya turu projesine başladı. Halen iki uluslararası tasarım dergisine yazılar yazıyor ve yeni projelerini planlıyor.

Sait MADEN 
10 Mayıs Cuma / 17:00 
Şair, çevirmen, yayıncı, ressam, fotoğrafçı ve grafik tasarımcı Sait Maden, 1931’de Çorum’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Çorum’da tamamladıktan sonra, içindeki resim ve şiir tutkusunun peşinden İstanbul’a geldi. 1949–55 yılları arasında İDGSA Resim Bölümü’nün Bedri Rahmi Eyüboğlu Atölyesinden mezun oldu. Türk grafik tasarımının yaşayan en büyük ustalarından olan Maden halen İstanbul’daki atölyesinde değişmeyen titizliği ile mükemmelin peşinde koşmaya devam etmektedir.





22 Aralık 2010 Çarşamba

Kurumsal Kimlik Projesi // Paftalar

• Pafta ebadı: 32x45 cm. / 32x48 cm.

• Paftada yer alacak bilgiler:
"Sanat Dükkanı" Kurumsal Kimlik Projesi / Proje parçasının adı (Örnek: "Logo-Renkli") / İsim Soyisim / Proje Danışmanı: Öğr. Gör. Emre Duygu

• Proje Parçaları

--------------------------------------------
1- Simge
2- Logo Siyah-Beyaz
3- Logo Renkli
4- Renkler-Zeminde Kullanım-Fontlar
5- Antetli Grubu
6- Dosya
7- Görevli Kartları-Üniforma
8- Torba
9- Ambalaj Kağıdı-Fiyat Etiketi
10- Araç Giydirme
11- Cephe Uygulaması-Tabela
12- İlan Panosu
13- Ürün Sınıf Etiketleri (2 pafta> ikinci paftada ürün üzerine uygulama gösterilecek)
14- Ürün Grupları İçin Simgeler Siyah-Beyaz
15- Ürün Grupları İçin Simgeler Renkli
16- Promosyon Malzemeleri
--------------------------------------------

NOT: Paftaların dışında Antetli Grubu, Dosya ve Torba için 1/1 boyutunda maket hazırlanacaktır.

21 Ekim 2010 Perşembe

2010-2011 BASIN YAYIN // PROJE 1

"KASET Müzik Dergisi"
Sevgili dostlar, Kaset Müzik dergisi için logo, sayfa düzeni ve kapak çalışması yapacağız. Logo için fazla enerji harcamayın, doğru çalışan, kolay algılanan, yaratacağınız konsepte uygun bir tasarım yetecektir. Bunun dışında yapacağımız sayfa düzenleri ve kapak çalışmalarının detayları aşağıda.
ÖNEMLİ NOT: Tüm çalışma için kullanacağınız görselleri aşağıdaki başlıklara göre kendiniz bulacaksınız; görsel adeti ve kullanım şekli size kalmış. Çözünürlüğe dikkat!!
- İçindekiler - 2 sayfa
- Makale - 4 sayfa
- Kapak - ön kapak (2 sayı)

İÇERİK:
- İçindekiler:
Derginin Künyesi (Herhangi bir süreli yayının künyesini kullanabilirsiniz)

• DOSYA: Dosya konusunu siz belirleyin bu aynı zamanda kapak da olacak!!!

• KISA KISA

• YETENEK AVI
Wolfmother

• YENİ ÇIKAN ALBÜMLER
NATALIE IMBRUGLIA
SUGABABES
BREAKING BENJAMIN

• Ölmeden önce gidilmesi gereken festival: Sziget


• MANGA ödülü kaptı! Türk rock grubu Manga, MTV Avrupa Müzik Ödülleri töreninde "Avrupa'nın en iyi sanatçısı" seçildi.

• Benim Hikayem: Ayben Bu ayki konuğumuz Ayben; samimi bir dille çocukluğunu, ilk aşklarını ve okul hayatını bizlerle ile paylaştı.

• Bir Efsane: Mi Kubbesi 1997'de “Mi Kubbesi” adlı ilk albümünü çıkartan Nekropsi, 1998’de Jimmy Page - Robert Plant konserinin konuk topluluğu oldu.

• Lenny Kravitz: Yeni başlar gibi.Brian Hiatt The rocker gets back to basics, playing the smallest stages he's hit since launching his career.

• KİTAP
''Kendimi Durduracak Değilim'' Uykusuz dergisinden tanıdığımız Fırat Budacı'yla dergide çıkan yazılarından derlediği ''Kendimi Durduracak Değilim'' adlı kitabının çıkması üzerine keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

• SAHAFTAN
Nektar-Boston Tapes 1970
Cem Karaca/Dervişan-Yoksulluk Kader Olamaz 1977

• MYSPACE ALEMİ

• HIFI BULMACA


+++Makale+++
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Jimi Hendrix’in Woodstock’u
Martin Johnson

O sahne aldığında, neredeyse herkes bu sıra dışı festivali terk etmişti. Ama 40 yıl sonra, Woodstock hala Jimi’ye ait.

Kırk yıl öce yüz binlerce insan (gerçek sayı hiç bir zaman bilinemeyecek) Bethel, N.Y.’da düzenlenen Woodstock Müzik ve Sanat Fuarı için bir araya geldi. Rock müziğin ünlü isimlerinin neredeyse tamamı—Jefferson Airplane, The Who, Janis Joplin, Sly & the Family Stone, Crosby, Stills, Nash & Young, Richie Havens—bu sıra dışı festivalde sahne aldı. Ve seyircilerin neredeyse tamamı bu sanatçıları izledi.

Ancak seyircilerin çok küçük bir bölümü Jimi Hendrix’in performansına (bugün bile gelmiş geçmiş en iyi rock gitar performanslarından biri olan, Woodstock’un simgesi olarak bilinen performans) tanıklık edebildi.
O gün Woodstock’ta olduğunu söyleyebilenlerin birçoğu, Hendrix’in performansını rock tarihinin bu efsaneleşmiş gününü filme alan çok sayıdaki CD ve DVD’ler sayesinde hatırlayabiliyor.

Birçok faktör birleşerek Hendrix’e komplo düzenlemiş gibiydi: yetersiz lojistik planlama, kötü hava koşulları, aşırı kalabalık (yedek olarak çalan ismi duyulmamış toplama grubu söylemeye gerek yok). Hendrix’in performansının (üç günlük hafta sonu festivalinin son gösterisi) 03.00’da başlaması gerekiyordu ancak sahneye çıkması 18 Ağustos Pazartesi 08.00’i buldu. Bu saate kadar Woodstock Kalabalığı’nın büyük kısmının evine gitmiş olması gerekiyordu. Hafta sonu sona ermişti. Ancak kalmayı tercih eden azınlık gerçekten özel bir sabah yaşadı —Jimi ile kahvaltı, anlatılmaya değer bir performans. Bunun nedeni ona özel davranılması değildi. Çalmaya başladığında, konser alanının çevresindeki çalışanlar muazzam kalabalığın çöplerini temizlemeye başlamışlardı.

Festival organizatörleri konsere 150.000 kişinin katılacağını öngörmüştü ve muhtemelen beklediklerinin en az iki katı katılımcı geldi (belki de Joni Mitchell’in “Woodstock” şarkısında söylediği gibi “yarım milyon gücünde” bir kalabalık vardı) ve diğer lojistik imkanlar da kullanılamadı. Her gece gösteriler gün ağarıncaya kadar sürdü ve Pazar günü durmak bilmeyen yağmur nedeniyle Hendrix’in performansı ertesi güne sarktı. Kariyerinin en alışılmadık performanslarından biri olacaktı.

Konser sunucusu Jimi’nin grubunu “Jimi Hendrix Experience” adıyla anons etti ama Jimi hemen sunucunun bu hatasını düzeltti ve grubun adının “Gypsy Sun and Rainbows” olduğunu söyledi. O yılın başlarında Hendrix, 60’lı yılların ortalarında Londra’da kurulan The Experince grubundan ayrılmıştı. Jimi Hendrix Experience üç disk kaydı gerçekleştirdi, bunlardan ikisi Are You Experienced ve Electric Ladyland, popüler müziğin unutulmaz kayıtları arasındaki yerini aldı. Woodstock’tan bir kaç ay sonra, Hendrix, basçı Billy Cox ve Buddy Miles ile birlikte kurduğu yeni grubu Band of Gypsies’i tanıtacaktı.

Ancak o Ağustos günü Hendrix hala arayışlarını sürdürüyordu ve sabah saatlerinde sahneye adım attığında yanında Cox, The Experince grubundan davulcu Mitch Mitchell, gitarist Lary Lee ve iki perküsyoncudan oluşan bir grup vardı.
Bu grup Hendrix’in birlikte çaldığı en büyük grup olmanın yanı sıra en az ünlü olanıydı. Durum Hendrix’i alışık olduğundan farklı bir şekilde çalmaya zorlamıştı. Bu durum özellikle sonunda gitarın bir telini kopardığı “Red House”şarkısının yükselen ve incelen blues tarzı akorlarında belirgin hale geldi. Hendrix gitarının arızasını düzeltmeye uğraşırken Lee “Mastermind” şarkısında gruba liderlik etti, ardından Jimi en az onun kadar nefes kesici “Foxy Lady” ile dönüş yaptı.

Woodstock organizatörleri programlarının ne kadar aksadığını fark ettiklerinde, Hendrix’e gece yarısı çalmasını önerdiler ancak o bu teklifi reddetti. Bu andan itibaren tarihi bir olay gerçekleşeceği belliydi ve Hendrix ışığını ve efsanevi performansını saklamak istemişti. Artık kendisinden önce ortaya konulan mükemmel müziği uygun bir şekilde sonlandırmak istiyormuş gibi çalıyordu.

İki saatlik performansının ortalarına doğru, “The Star-Spangled Banner” parçasının da dahil olduğu bir bölüm başlattı. Ulusal marş Hendrix’in repertuarında uzun süredir yer alıyordu ve bu marşı kariyeri boyunca yaklaşık 50 kez çalmıştı ancak hiçbiri Woodstock’taki kadar uzun ve iniş çıkışlarla süslenmiş değildi. Performansı, Vietnam Savaşı haber sayfalarından tanıdığımız savaş jetlerinden gelen gürültülü geri beslemeyle doldu, sadece Jimi’nin müziğini daha öne çıkaran, rutin eşliğe ustaca değiştirerek JohnColtrane’e benzer şekilde daha itici bir şekilde destekleyen Mitchell the late Rashied Ali tarafından desteklendi. Kırk yıl sonra hala unutulmaz gitar performansları arasında bir numaradaki yerini koruyor.

Hendrix bu durumu performanstan birkaç hafta yapılan bir röportajda TV talk show sunucusu Dick Cavett’e “Ben bir Amerikalıyım tabii ki marşımı çalacağım” şeklinde açıkladı. Cavett, Hendrix’in performansını alışılmışın dışında olarak açıklamaya çalıştığında, gitarist bu açıklamayı düzeltti. “Alışılmışın dışında değil güzel olduğunu düşünüyorum”. Aslında, Woodstock Topluluğunu Amerikalı olmamakla suçlayan neslinin tüm karşıt üyeleri için Jimi’nin uygun bir cevabı vardı; onlar diğerleri gibi uyumlu olmak için yanıp tutuşmuyor, özgürlüğü kucaklıyorlardı. Woodstock son muhteşem Hendrix performanslarından biriydi. Hayatının son 13 ayında kaydının piyasaya sürülmesinden çok önce imzalamış olduğu bir sözleşmeyle ilgili davalarla ve Experince sonrası kurduğu grubu bir arada tutmanın zorluklarıyla uğraşmak zorunda kaldı.

Müzikal açıdan, aynı anda birçok yönde ilerliyordu: Jazz unsurları, art-rock ve diğer stiller Hendrix’in Woodstock sonrası döneminin bir çok gösterisinde ve canlı gösterisinde yerini aldı. Ancak Jimi’nin genel Woodstock performansı ve özellikle Ulusal Marş’a ısrarlı itirazı kariyerinde mükemmel bir noktadır. Özellikle, Woodstock’un ne demek olduğunu tam anlamıyla açıklıyordu. Bu nedenle bu 40. yıldönümü kutlanmaya değer bir olay.

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------

- Kapak:
Kaset Aylık Müzik Dergisi / Kasım 2010 / Sayı:11 / kaset.com
Arkadaşlar kapak için "içindekiler" kısmından faydalanacaksınız. Kapak konumuz, dosya konumuz. Herşeyi koymanız gerekmiyor, tasarımınıza, derginin konseptine ve okuyucuların hayrına :) göre seçimlerinizi yapın. Bu sayıyı hazırladıktan sonra, diğer bir sayı için yapacağınız kapakta konuları da kendiniz belirleyeceksiniz.
Projenin bitiş tarihini bildireceğim. Hepinize kolay gelsin.

7 Mayıs 2010 Cuma

GT3 SON PROJE

KATAKEKAUMENE
Yanık Ülke Jeoparkı - The Burnt Fires Geopark
"Jeolojik Anıtlardan Kültürel Mirasa..."

-Görsel Kimlik ve Lansman Projesi-

Arkadaşlar gerekli bilgiye http://tr.geoparkula.org/giris.aspx adresinden ulaşabilirsiniz.

Bu jeopark için yapacağınız çalışmalar şöyle;

• Logo / Simge tasarımı

• Teaser'lı basın kampanyası
- İlan ölçüsü
En 35.4 cm -Boy 26 cm'dir (9 sütun x 26cm)= 234 sütun/cm
- Bulacağınız slogan ile birlikte kullanmanız gereken metin:
"TÜRKİYE'nin BENZERSİZ KÜLTÜREL ve JEOLOJİK ZENGİNLİKLERE SAHİP İLK JEOPARKI KULA'da"
Bu metni geliştirebilirsiniz.

• Tanıtım broşürü

- A4 3 kırım olabilir; farklı bir boyutta olabilir! Bilgiler ve görseller siteden alınacak.

• Basın ilanın Billboard ve durak-board uyarlaması.

- Yine teaser'lı olacak, farklı medyumları (gazete-billboard...) etkileşimli kullanabilirsiniz.
- Billboard ve durakboardlarda sadece yukarıda verdiğim metni kullanacaksınız.

Şimdilik bu kadar, ekleyeceğimiz ya da çıkaracağımız birşeyler olursa derste konuşur, burada da güncelleriz.

Hepinize kolay gelsin.